DARDANEL

Ekoloji örgütlerinden İliç sorumluları hakkında suç duyurusu

Gündem (Haber Merkezi) - | 26.02.2024 - 16:21, Güncelleme: 26.02.2024 - 17:37
 

Ekoloji örgütlerinden İliç sorumluları hakkında suç duyurusu

Çanakkale’deki doğa ve yaşam savunucuları, Erzincan’da bulunan çöpler altın madeninde yaşanan maden faciasına sebep olanlar hakkında çevreyi kasten kirletmek ve görevi kötüye kullanmaktan yargılanmaları için suç duyurusunda bulundu.
13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç Çöpler Kompleks Altın Madeninde meydana gelen çökme neticesinde 9 işçi toprak altında kalmış ve milyonlarca ton siyanürlü toprak Fırat Nehrine doğru akmıştı. İliç’te yaşanan telafisi mümkün olmayan çevre felaketinin kasıtlı işlenen bir ekokırım suçu olduğunu ifade eden doğa ve yaşam savunucuları; bu büyük felakete sebep olanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Çanakkale Adliyesinde toplanan İda Dayanışma Derneği ve Kazdağları Ekoloji Platformu suç duyurusunun ardından basın açıklaması yaptı. Kazdağları Ekoloji Platformu; İliçte yaşanan ekokırım suçunun örtbas edilmesine ve sorumluların cezasız kalmasına izin vermeyeceklerini, konunun takipçisi olacaklarını açıkladı. ‘’Erzincan İliç Çöpler Kompleks Altın Madeni’nde yığın liçi sahasında meydana gelen kayma sonucunda yaşanan facia, 9 çalışanın kimyasal zehirli atık altında kalmasına ve geri dönüşü mümkün olmayacak bir şekilde çok geniş bir alanda hava, su ve toprağın kirlenmesine neden oldu. Yaşanılan felaket, göz göre göre gelmiştir. 2013 yılında ve daha sonra açılan davalarda ve bilirkişi keşiflerinde yapılan uyarılar dikkate alınmamıştır. Anagold Madencilik, daha fazla kar ve rant uğruna, kapasite artışları yaparak, uygun olmayan arazi koşullarında üretime devam etmiş ve facianın yaşanmasına neden olmuştur. Bizler, doğa ve yaşam savunucuları olarak bu yaşanılan felaketin büyük bir ekokırım suçu olduğunu ve İliç’in bir ekokırım suç mahallisi olduğunu biliyoruz. Bu suça sebep olanlar hakkında çevreyi kasten kirletmek ve görevi kötüye kullanmaktan yargılanmaları için suç duyurusunda bulunuyoruz. Yaptığımız suç duyurusu ile İliç’te yaşanan, telafisi mümkün olmayan ağır doğa tahribatının yalnızca bir çevre felaketi değil ekokırım suçu olduğunu söylüyoruz. Eko kırım, doğanın katledilmesi, gelecek kuşakları da etkileyecek şekilde, ağır ve telafisi mümkün olmayan bir doğa tahribatıdır. Böylesi büyük ölçekte doğa tahribatına sebep olan kasıtlı fiiller ise ekokırım suçudur. İliç’te yaşananlar kesinlikle ihmal suçu değildir. Öngörüldüğü, uyarıldığı, ölçümlendiği, verileri bulunduğu halde, sonucu bilinerek kasıtlı bir şekilde işlenen bir suçtur. Ekokırım suçudur. Su döngüsü marifetiyle Fırat havzasının tamamına yayılmasına uzmanlar tarafından kesin gözüyle bakılan bu sınır ötesi doğa tahribatı, yani ekolojik yıkım, hava küre, yer küre ve su küreyi ağır ve geniş ölçekte kirletmiş, gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını ellerinden almıştır. Bu anlamda, İliç, hem coğrafya olarak sınır ötesini hem de o coğrafyada yaşayan gelecek kuşakları etkileyen devasa ölçekli bir suç mahalli haline getirilmiştir. Balıkesir ve Çanakkale İlimizde de hali hazırda faaliyette olan metalik madencilik faaliyeti bulunmaktadır. Hepsi birer potansiyel İliç’tir. Lapseki ve İvrindi/Altıeylül’de Tümad A.Ş.’ye ait altın madenleri, Sındırgı’daki Zenit Madencilik’e ait Kızıltepe Altın Madeni, Balya’daki Eczacıbaşı’na ve Kalkım’daki Oreks ve CVK’ya ait kurşun madenleri bunlardan bazılarıdır. Çalışan madenlerin dışında Bayramiç Hacıbekirler’de Cengiz Holding, Serçiler’de Koza, Orhanlar, Büyükşapçı ve pek çok yerde Bahar Madencilik, Sarıalan/Gökçayazı’da CVK Madencilik ve başka pek çok şirkete ait çok sayıda altın ve kompleks madencilik işletme ruhsatları bulunmaktadır. Bu projelerin tümüne karşı mücadelemizi çok yönlü olarak sürdürüyoruz. Yüzde 79’u maden ruhsatları ile kaplı olan bölgemizin bir İliç olmasını istemiyoruz. Bölgemizde çalışan tüm altın madenlerinin kapatılmasını ve işletmeye başlamayan tüm diğer projelerin arama ve işletme ruhsatların da iptal edilmesini istiyoruz. Doğa ve yaşam savunucuları olarak Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinde bugün eş zamanlı olarak İliç’teki sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Dilekçemizde, Anayasanın 17.maddesi ile güvence altında alınan “Yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”na ve Anayasa’nın 56.maddesinde yer alan “Sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı” ile “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek ödevi”ne dayanarak ; 1-Çok sayıda insanı öldürme (TCK madde 81, 85/2), 2-“İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla” çevreyi kasten kirletme (TCK madde 18/4,5), 3-Görevi kötüye kullanma (Kamu görevlileri yönünden) (TCK madde 257) 4-Tespit edilecek diğer suçlar nedeniyle, sorumluluğu olan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. yöneticileri ve çalışanlarının, gereken idari önlemleri almayan, denetim yapmayarak olayın meydana gelmesine yol açan, izin ve ruhsatları veren kamu görevlilerinin tespit edilmesini, yapılacak soruşturma sonucunda, tespit edilen şüphelilerin atılı suçlardan yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını, şüpheli şirkete verilen tüm izinlerin TCK madde 60 gereğince iptali istemli olarak kamu davası açılmasını talep ediyoruz. Ekokırım suçunun örtbas edilmesine, sorumluların cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz’’ Çanakkale’de de çok sayıda potansiyel İliç altın madenleri olduğu belirtildi, ‘’Doğa ve yaşam savunucuları olarak Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinde bugün eş zamanlı olarak İliç’teki sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Dilekçemizde, Anayasanın 17.maddesi ile güvence altında alınan “Yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”na ve Anayasa’nın 56.maddesinde yer alan “Sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı” ile “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek ödevi”ne dayanarak ; 1-Çok sayıda insanı öldürme (TCK madde 81, 85/2), 2-“İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla” çevreyi kasten kirletme (TCK madde 18/4,5), 3-Görevi kötüye kullanma (Kamu görevlileri yönünden) (TCK madde 257) 4-Tespit edilecek diğer suçlar nedeniyle, sorumluluğu olan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. yöneticileri ve çalışanlarının, gereken idari önlemleri almayan, denetim yapmayarak olayın meydana gelmesine yol açan, izin ve ruhsatları veren kamu görevlilerinin tespit edilmesini, yapılacak soruşturma sonucunda, tespit edilen şüphelilerin atılı suçlardan yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını, şüpheli şirkete verilen tüm izinlerin TCK madde 60 gereğince iptali istemli olarak kamu davası açılmasını talep ediyoruz. Ekokırım suçunun örtbas edilmesine, sorumluların cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz’’   İda Dayanışma Derneği ise Kazdağları Ekoloji Platformundan ayrı bir açıklama yaptı. İda Dayanışma Derneği Başkanı Ekrem Akgül; platformların cansız olduğunu belirterek, suç duyurusunun önemsenmediğini belirtti. İda Dayanışma Derneği Başkanı Ekrem Akgül sözlerine şöyle devam etti; ‘’ Erzincan İliç’te göçük altında kalan işçi kardeşlerimizden ne yazık ki, umutlu haber alamadık Ailelerine sabırlar diliyoruz. Doğaya, insana, topluma geri dönülmez zararlar veren, ağır bedeller ödeten, kaynakları kurutan yok eden vahşi madenciliğin katliam yaratan sonuçlarından biri ne yazık 13 Şubat 2024 günü ABD menşeli SSR Mining ve Lidya Madencilik ortaklığı olan, Anagold firması tarafından işletilen Erzincan İliç Çöpler altın madeninde yaşandı. 14 yıldır doğayı cehenneme çeviren, yüzey ve yeraltı sularını, toprağı zehirleyen, atıklarını püskürterek atmosferi dahi kirleten bu işletmenin vukuatı ne ilktir eğer kapatılmaz ise, ne de son olacaktır. Olay, yetkili çevrelerce dillendirildiği gibi ne doğal afet, ne kaza, ne de doğal bir toprak kaymasıdır. Yıllardır tüm uyarılarımıza rağmen göz göre göre geliyorum diyen, kurbanı doğa ve insan olan bir katliamdır. Olayların içeriği, Suç duyurusu Dilekçesinde de belirtildiği gibi, Çöpler Altın Madeni İşletmesi, Türkiye’deki yığın liçi yöntemi ile altın madeni elde edilen en büyük tesistir, 2009 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. İşletme Fırat nehrinin bir kolu olan Karasu ve bunun üzerinde bulunan Bağıştaş barajının su toplama havzasının içinde ve çok yakın konumdadır. İşletmenin bulunduğu alanın akarsu ve baraja göre daha yüksek konumda olması, işletmede oluşabilecek her türlü sıvı atığın serbest kalması halinde aşağı doğru akarak akarsuya erişmesi ve büyük çevre felaketlerine yol açma riski bulunmaktadır. Ne yazık, İliç’te tüm riskler gerçekleşmiş, tarihsel bir facianın, zamana yayılacak ulus ötesine taşan etkilerini coğrafyada yaşayan tüm canlılar, geniş bir ekosistem bedeller ödeyerek görecek. Artık, gözle görünen gerçek, ülkemizde, sadece şirketleri zengin eden, ama kamusal, toplumsal maliyeti çok yüksek, vahşi bir sömürge madenciliğinin tüm kuralsızlığı ile uygulanmakta olduğudur. Bunu reddediyoruz. Asla kabul etmiyor, bu emperyal ve yerli iş birlikçileri ile bu şirketlerin faaliyetlerine son verilmesi için, ekteki dilekçe ile TC. Yargısına başvuruyor, Kamuoyuna duyuruyoruz’’                                                                                       HABER: HÜLYA ESEN    
Çanakkale’deki doğa ve yaşam savunucuları, Erzincan’da bulunan çöpler altın madeninde yaşanan maden faciasına sebep olanlar hakkında çevreyi kasten kirletmek ve görevi kötüye kullanmaktan yargılanmaları için suç duyurusunda bulundu.

13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç Çöpler Kompleks Altın Madeninde meydana gelen çökme neticesinde 9 işçi toprak altında kalmış ve milyonlarca ton siyanürlü toprak Fırat Nehrine doğru akmıştı.

İliç’te yaşanan telafisi mümkün olmayan çevre felaketinin kasıtlı işlenen bir ekokırım suçu olduğunu ifade eden doğa ve yaşam savunucuları; bu büyük felakete sebep olanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Çanakkale Adliyesinde toplanan İda Dayanışma Derneği ve Kazdağları Ekoloji Platformu suç duyurusunun ardından basın açıklaması yaptı.

Kazdağları Ekoloji Platformu; İliçte yaşanan ekokırım suçunun örtbas edilmesine ve sorumluların cezasız kalmasına izin vermeyeceklerini, konunun takipçisi olacaklarını açıkladı.

‘’ Erzincan İliç Çöpler Kompleks Altın Madeni’nde yığın liçi sahasında meydana gelen kayma sonucunda yaşanan facia, 9 çalışanın kimyasal zehirli atık altında kalmasına ve geri dönüşü
mümkün olmayacak bir şekilde çok geniş bir alanda hava, su ve toprağın kirlenmesine neden oldu. Yaşanılan felaket, göz göre göre gelmiştir. 2013 yılında ve daha sonra açılan davalarda ve bilirkişi keşiflerinde yapılan uyarılar dikkate alınmamıştır. Anagold Madencilik, daha fazla kar ve rant uğruna, kapasite artışları yaparak, uygun olmayan arazi koşullarında üretime devam etmiş ve facianın yaşanmasına neden olmuştur.
Bizler, doğa ve yaşam savunucuları olarak bu yaşanılan felaketin büyük bir ekokırım suçu olduğunu ve İliç’in bir ekokırım suç mahallisi olduğunu biliyoruz. Bu suça sebep olanlar hakkında çevreyi kasten kirletmek ve görevi kötüye kullanmaktan yargılanmaları için suç duyurusunda bulunuyoruz. Yaptığımız suç duyurusu ile İliç’te yaşanan, telafisi mümkün olmayan ağır doğa tahribatının yalnızca bir çevre felaketi değil ekokırım suçu olduğunu söylüyoruz. Eko kırım, doğanın katledilmesi, gelecek kuşakları da etkileyecek şekilde, ağır ve telafisi mümkün olmayan bir doğa tahribatıdır. Böylesi büyük ölçekte doğa tahribatına sebep olan kasıtlı fiiller ise ekokırım suçudur. İliç’te yaşananlar kesinlikle ihmal suçu değildir. Öngörüldüğü, uyarıldığı, ölçümlendiği, verileri bulunduğu halde, sonucu bilinerek kasıtlı bir şekilde işlenen bir suçtur. Ekokırım suçudur. Su döngüsü marifetiyle Fırat havzasının tamamına yayılmasına uzmanlar tarafından kesin gözüyle bakılan bu sınır ötesi doğa tahribatı, yani ekolojik yıkım, hava küre, yer küre ve su küreyi ağır ve geniş ölçekte kirletmiş, gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını ellerinden almıştır. Bu anlamda, İliç, hem coğrafya olarak sınır ötesini hem de o coğrafyada yaşayan gelecek kuşakları etkileyen devasa ölçekli bir suç mahalli haline getirilmiştir. Balıkesir ve Çanakkale İlimizde de hali hazırda faaliyette olan metalik madencilik faaliyeti bulunmaktadır. Hepsi birer potansiyel İliç’tir. Lapseki ve İvrindi/Altıeylül’de Tümad A.Ş.’ye ait altın madenleri, Sındırgı’daki Zenit Madencilik’e ait Kızıltepe Altın Madeni, Balya’daki Eczacıbaşı’na ve Kalkım’daki Oreks ve CVK’ya ait kurşun madenleri bunlardan bazılarıdır. Çalışan madenlerin dışında Bayramiç Hacıbekirler’de Cengiz Holding, Serçiler’de Koza, Orhanlar, Büyükşapçı ve pek çok yerde Bahar Madencilik, Sarıalan/Gökçayazı’da CVK Madencilik ve başka pek çok şirkete ait çok sayıda altın ve kompleks madencilik işletme ruhsatları bulunmaktadır. Bu projelerin tümüne karşı mücadelemizi çok yönlü olarak sürdürüyoruz. Yüzde 79’u maden ruhsatları ile kaplı olan bölgemizin bir İliç olmasını istemiyoruz. Bölgemizde çalışan tüm altın madenlerinin kapatılmasını ve işletmeye başlamayan tüm diğer projelerin arama ve işletme ruhsatların da iptal edilmesini istiyoruz. Doğa ve yaşam savunucuları olarak Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinde bugün eş zamanlı olarak İliç’teki sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Dilekçemizde, Anayasanın 17.maddesi ile güvence altında alınan “Yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ve Anayasa’nın 56.maddesinde yer alan “Sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı” ile “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek ödevi”ne dayanarak ;
1-Çok sayıda insanı öldürme (TCK madde 81, 85/2),
2-“İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme
yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden
olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla” çevreyi kasten kirletme (TCK madde
18/4,5),
3-Görevi kötüye kullanma (Kamu görevlileri yönünden) (TCK madde 257)
4-Tespit edilecek diğer suçlar nedeniyle, sorumluluğu olan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. yöneticileri ve çalışanlarının, gereken idari önlemleri almayan, denetim yapmayarak olayın meydana gelmesine yol açan, izin ve ruhsatları veren kamu görevlilerinin tespit edilmesini, yapılacak soruşturma sonucunda, tespit edilen şüphelilerin atılı suçlardan yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını, şüpheli şirkete verilen tüm izinlerin TCK madde 60 gereğince iptali istemli olarak kamu davası açılmasını talep ediyoruz.
Ekokırım suçunun örtbas edilmesine, sorumluların cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz’’

Çanakkale’de de çok sayıda potansiyel İliç altın madenleri olduğu belirtildi,

‘’Doğa ve yaşam savunucuları olarak Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinde bugün eş zamanlı olarak İliç’teki sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Dilekçemizde, Anayasanın 17.maddesi ile güvence altında alınan “Yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”na ve Anayasa’nın 56.maddesinde yer alan “Sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı” ile “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek ödevi”ne dayanarak ;
1-Çok sayıda insanı öldürme (TCK madde 81, 85/2),
2-“İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme
yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden
olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla” çevreyi kasten kirletme (TCK madde
18/4,5),
3-Görevi kötüye kullanma (Kamu görevlileri yönünden) (TCK madde 257)
4-Tespit edilecek diğer suçlar nedeniyle, sorumluluğu olan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. yöneticileri ve çalışanlarının, gereken idari önlemleri almayan, denetim yapmayarak olayın meydana gelmesine yol açan, izin ve ruhsatları veren kamu görevlilerinin tespit edilmesini, yapılacak soruşturma sonucunda, tespit edilen şüphelilerin atılı suçlardan yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını, şüpheli şirkete verilen tüm izinlerin TCK madde 60 gereğince iptali istemli olarak kamu davası açılmasını talep ediyoruz. Ekokırım suçunun örtbas edilmesine, sorumluların cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz’’
 

İda Dayanışma Derneği ise Kazdağları Ekoloji Platformundan ayrı bir açıklama yaptı.

İda Dayanışma Derneği Başkanı Ekrem Akgül; platformların cansız olduğunu belirterek, suç duyurusunun önemsenmediğini belirtti.

İda Dayanışma Derneği Başkanı Ekrem Akgül sözlerine şöyle devam etti;

‘’ Erzincan İliç’te göçük altında kalan işçi kardeşlerimizden ne yazık ki, umutlu haber alamadık Ailelerine sabırlar diliyoruz. Doğaya, insana, topluma geri dönülmez zararlar veren, ağır bedeller ödeten, kaynakları kurutan yok eden vahşi madenciliğin katliam yaratan sonuçlarından biri ne yazık 13 Şubat 2024 günü ABD menşeli SSR Mining ve Lidya Madencilik ortaklığı olan, Anagold firması tarafından işletilen Erzincan İliç Çöpler altın madeninde yaşandı. 14 yıldır doğayı cehenneme çeviren, yüzey ve yeraltı sularını, toprağı zehirleyen, atıklarını püskürterek atmosferi dahi kirleten bu işletmenin vukuatı ne ilktir eğer kapatılmaz ise, ne de son olacaktır.

Olay, yetkili çevrelerce dillendirildiği gibi ne doğal afet, ne kaza, ne de doğal bir toprak kaymasıdır. Yıllardır tüm uyarılarımıza rağmen göz göre göre geliyorum diyen, kurbanı doğa ve insan olan bir katliamdır.

Olayların içeriği, Suç duyurusu Dilekçesinde de belirtildiği gibi, Çöpler Altın Madeni İşletmesi, Türkiye’deki yığın liçi yöntemi ile altın madeni elde edilen en büyük tesistir, 2009 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. İşletme Fırat nehrinin bir kolu olan Karasu ve bunun üzerinde bulunan Bağıştaş barajının su toplama havzasının içinde ve çok yakın konumdadır. İşletmenin bulunduğu alanın akarsu ve baraja göre daha yüksek konumda olması, işletmede oluşabilecek her türlü sıvı atığın serbest kalması halinde aşağı doğru akarak akarsuya erişmesi ve büyük çevre felaketlerine yol açma riski bulunmaktadır. Ne yazık, İliç’te tüm riskler gerçekleşmiş, tarihsel bir facianın, zamana yayılacak ulus ötesine taşan etkilerini coğrafyada yaşayan tüm canlılar, geniş bir ekosistem bedeller ödeyerek görecek. Artık, gözle görünen gerçek, ülkemizde, sadece şirketleri zengin eden, ama kamusal, toplumsal maliyeti çok yüksek, vahşi bir sömürge madenciliğinin tüm kuralsızlığı ile uygulanmakta olduğudur. Bunu reddediyoruz. Asla kabul etmiyor, bu emperyal ve yerli iş birlikçileri ile bu şirketlerin faaliyetlerine son verilmesi için, ekteki dilekçe ile TC. Yargısına başvuruyor, Kamuoyuna duyuruyoruz’’

                                                                                     

HABER: HÜLYA ESEN

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve tontv.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.